Peygamber Efendimiz’in Bir Günü (Gece)

Gece vakti ise, hem kışı, hem kabri, hem âlem-i berzahı hatırlatarak insan ruhunun Allah’ın rahmetine ne kadar muhtaç olduğunu hatırlatır. Dolayısıyla gece kılınacak teheccüd namazı, kabir gecesinde ve berzah karanlığında önümüzü ve evimizi aydınlatacak vazgeçilmez ışık kaynağımız olacaktır.


Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) günün son dilimi olan gecelerini de engin bir ibadetle geçirmekteydi. Tafsilatını ilgili eserlere havale ederek Hz. Aişe validemizin bir birini tamamlayan şu müşahedelerini nakletmek istiyoruz: “Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem), gece ayakları şişene kadar namaz kılardı. Kendisine, “Ey Allah’ın Resulü! Allah, senin geçmiş ve gelecek günahlarını bağışlamıştır (Fetih, 48/2). Buna rağmen ibadet konusunda niye kendini bu kadar zorluyorsun?” denilince, “Ben Allah’ın bu mağfiretine karşı şükreden bir kul olmayayım mı?” cevabını verirdi.”21


Tabiinin büyüklerinden Atâ b. Rebah bir gün Hz. Aişe’ye, “Allah Resulü’nün sizi hayrette bırakan bir halini bize anlatır mısınız?” diye istekte bulununca, Hz. Aişe, “O’nun hangi hali hayrette bırakmıyordu ki?” dedi ve ekledi: “Bir gece odama geldi. Benimle yatağıma girdi. Sonra “Müsade edersen Rabb’ime kulluk edeyim…” dedi. Kalktı, abdestini yeniledi ve namaza durdu. Kıyamda öyle ağladı ki, gözyaşları göğsüne damlıyordu. Rükû’a varınca orada da uzun uzun ağladı. Secdede bu hal devam etti. Ağlaması, sabah namazı için haber vermeye gelen Hz. Bilal’in seslenmesine kadar sürdü.


“Ya Resûlallah!” dedim, “Allah senin geçmiş ve gelecek bütün günahlarını affettiği halde niçin bu kadar ağlıyorsun?” Şöyle dedi: “Şükr eden bir kul olmayayım mı? Hem nasıl ağlamayayım ki, bu gece Allah bana şu ayetleri inzal buyurdu: ‘Göklerin ve yerin yaratılışında, gecenin ve gündüzün gidip gelişinde elbette akl-i selim sahipleri için ibret verici deliller vardır. Onlar ayakta, oturarak ve yanları üzerine yatarken Allah’ı anarlar, göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde düşünürler: “Rabbimiz (derler), bunu boş yere yaratmadın, Sen yücesin, bizi ateş azabından koru! Rabbimiz, Sen birini ateşe attın mı, onu perişan etmişsindir. Zalimlerin yardımcısı yoktur.

Rabbimiz, biz “Rabbinize iman edin!” diye imana çağıran bir davetçi işittik, hemen inandık. Rabbimiz, bizim günahlarımızı bağışla, kötülüklerimizi ört, iyilerle beraber canımızı al! Rabbimiz bize, elçilerine vaat ettiğini ver, kıyamet günü bizi yüzüstü bırakıp rezil etme. Zira Sen verdiğin sözden caymazsın.’ (Al-i İmran, 3/190–194) Sonra, ‘Bu ayetleri okuyup da uzun uzun tefekkür etmeyenin vay haline,’ dedi.”22
Allah Resulü, Teheccüd namazından sonra bir süre dinlenir ve müezzinin nidasıyla sabah namazına kalkardı. Hz. Bilal imsakten önce ezan okur ve halkı hem sahur hem de teheccüde kaldırırdı. Hz. Abdullah b. Ümmi Mektum ise imsak vaktinin başlamasıyla ezan okur ve sabah namazının girdiğini bildirirdi.

alıntı

GoogLe Etiket:
Yazan - Oca 25 2013. Kategori Hz. Muhammed. Bu yazıya yapılan yorumları takip edebilirsiniz RSS 2.0. Yoruma ve geri izlemeye kapalı

Yoruma kapalı

Foto Galeri

Designed by Web Tasarım

Çet - sohbet - chat - muhabbet - bursada tabelacılar - GoogLe - Chat - Sohbet - beylikdüzü temizlik şirketleri - beylikdüzü halı yıkama - beylikdüzü evden eve nakliyat - Sohbet Odalari - sohbet chat- Çet - sohbet siteleri

Sohbet Sohbet